Â
                   Beyaz Güvercin
Süzülüp mavi göklerden yere doğru Omuzuma bir beyaz güvercin kondu Aldım elime,usul usul okşadım                    Sevdim,gençliğimi yeniden yaşadım Bembeyazdı tüyleri,öyle parlaktı Açsam ellerimi birden uçacaktı Eğildim kulağına;dur,gitme dedim Hareli gözlerinden öpmek istedim Duydum;avuçlarında sıcaklığını Duydum;benden yıllarca uzaklığını Çırpınan kalbini dinledim bir süre Ve uçmak istedim onunla göklere Ak güvercinin iri gözleri vardı Güzelliğinden fışkıran bir pınardı Soğuk sularından içtim,serinledim Çağlayan bir nehrin sesini dinledim Belki buydu sevmek hayat belki buydu Işıl ışıldım,gözlerim dopdoluydu Bir nağme yükseldi sevinçten ve hazdan Bir nağme yükseldi,güzelden beyazdan Uzattı sevgiyle pembe gagasını Birden öğrendim hayatın manasını Kaderde sevgiyi sende bulmak varmış Seninle bir çift güvercin olmak varmış
       Ümit Yaşar Oğuzcan
Â
  Â
                 Bir Gün Anlarsın Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez. Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya, Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar ne yastık. Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
Onun unutamadığın hayali, Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine. Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu. Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin. Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için, Vurursun başını soğuk taş duvarlara. Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın. Duyarsın, ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin. Niçin yaratıldığını, bu iğrenç dünyaya neden geldiğini. Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini. Boşuna geçip giden günlerine yanarsın. Dolar gözlerin, için burkulur. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların. Sevilen gözlerin erişilmezliğini. O hiç beklenmeyen saat geldi mi? Düşer saçların önüne, ama bembeyaz. Uzanır, gökyüzüne ellerin, ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin. Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın. Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı. Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın hayal kurmayı; beklemeyi, ümit etmeyi. Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi. Lanet edersin yaÅŸadığına… Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın. O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliÄŸinden. Seni sevdiÄŸimi iÅŸte o gün anlarsın.
     Ümit Yaşar Oğuzcan
        Â
                      Tanrı Bile Ağlar
Ne zaman seni düşünsem yalnızlığım aklıma gelir Bir ürperti gibi derinden derine duyarım çaresizliÄŸimi Nedir bu gürültüler derim, top patlamaları Nedir bu ÅŸakaklarımda zonklayan aÄŸrı İçimden dalga dalga boÅŸanan gözyaÅŸları ne Bu hangi nehir ki uzayıp gider alabildiÄŸine Nedir bu ümitsizlik dolu bu kahır dolu yaÅŸlar Bu denizler altında kopup gelen firtına Bu bir çaÄŸlayan gibi uÄŸultulu yaÅŸlar Oysa zamandır ilerleyen imkansızlıklar içinde BaÅŸlangıcı olmayan bir sondur yaklaÅŸtığım Bu ipince nehir nereye gidiyor bilen var mı ? AÄŸlatan ne ben O doyamadığım dakikalar mı ? Düşen aksi mi gözlerime o bal rengi gözlerin Ki içimde çalkantısıyla hıçkırır denizlerin Sorarım; bu aÄŸlamak ne kadar, nereye kadar O zaman rüzgar durur, fırtına diner ansızın Kapanır yorgun gözlerim bir gece baÅŸlar Ve karanlık uykularla rer aÄŸlama saatleri Uyanınca bir ıslak ÅŸafaktır görürüm Bir büyük resimdir gökyüzü seyrederim Yine özleminle yanip tutuÅŸur gözbebeklerim Duyarım vurgularını başımda çaresizliÄŸin Ben aÄŸlayacak adam deÄŸildim bir kadın için Beni periÅŸan edecek ne vardı bu kadar Bir de “Erkekler aÄŸlamaz” diyorsun Tanrılığından utanmasa Tanrı bile aÄŸlar.        Ümit YaÅŸar OÄŸuzcan